montessorİ dÜzen

Çocukların Düzen İhtiyacı

  Çocukların Düzen İhtiyacı  : Gelişimsel Bir Zorunluluk

 

Temiz, düzenli ve öngörülebilir bir ortam, yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar için de büyük önem taşır. Hatta çocuklar açısından bu gereksinim çok daha kritik olabilir. Özellikle erken çocukluk dönemindeki çocuklar için, ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş bir çevre, gelişimlerinin sağlıklı ilerlemesi adına vazgeçilmezdir. Ancak burada önemli bir fark vardır: Çocuğun düzen ile kurduğu ilişki, yetişkinin düzen anlayışından oldukça farklıdır.

 

MONTESSORİ DÜZEN YAKLAŞIMI

 

Düzen Duyarlılığı ve Montessori Yaklaşımı

Çocuk gelişimi alanında çığır açan çalışmalarıyla bilinen Dr. Maria Montessori, çocukların belirli gelişim evrelerinde belirli davranış örüntüleri sergilediğini gözlemlemiş ve bu dönemleri “duyarlı dönemler” (sensitive periods) olarak adlandırmıştır. Montessori’ye göre, her insan benzer doğuştan gelen eğilimlerle dünyaya gelir ve bu eğilimler, bireyin gelişimini yönlendiren içsel rehberlerdir.

Montessori, çocuğun gelişimini yönlendiren iki temel içsel yardımcının bulunduğunu savunur: “duyarlı dönemler” ve “emici zihin.” Düzen ise, gözlemlenen ilk duyarlı dönemdir. Bu ihtiyaç, yaşamın ilk aylarında kendini göstermeye başlar ve ikinci yaşa kadar devam eder. Montessori’ye göre bu dönemde çocuk, sadece eşyaların yerli yerinde olmasına değil, aynı zamanda nesneler arasındaki ilişkilere de büyük hassasiyet gösterir. Çocuk, düzen ihtiyacını üç şekilde dışa vurur: Eşyaları alışıldık yerlerinde gördüğünde memnuniyet gösterir; yerleri değiştiğinde huzursuz olur; eşyaları kendi eliyle yerine koyma konusunda ısrarcı davranır.¹

Bu dönemde ebeveynlerin sıklıkla karşılaştığı “inatlaşma” olarak yorumlanan davranışlar, aslında çocuğun gelişmekte olan beyninin düzen arayışının bir sonucudur. Örneğin, iki yaşındaki bir çocuğun muzu ikiye bölüp sonra birleştiremeyince ağlaması, dışarıdan anlamsız görünse de onun için alışılmış bütünlüğün bozulması anlamına gelir. Bu da düzen algısının sarsılmasına yol açar.

Çevrenin Gelişim Üzerindeki Etkisi

Çocukların gelişimi açısından doğumdan altı yaşına kadar olan dönem, uzmanlarca en kritik yıllar olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde beynin büyük bölümü gelişir ve dünyaya dair temel algılar şekillenir. Dolayısıyla çocuğun bu yıllarda içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevre, gelişimi üzerinde doğrudan etkilidir. Montessori pedagojisinde geçen “emici zihin” kavramı, çocuğun çevresindeki her şeyi bir süngerin suyu emmesi gibi içine çekmesini ifade eder.

İmam-ı Gazali’nin eğitim anlayışı da benzer bir bakış açısı sunar. Ona göre çocukta şahsiyetin oluşumunda iki temel unsur etkilidir: taklit ve telkin. Taklit, çevredeki bireylerin davranışlarının çocuk tarafından gözlem yoluyla öğrenilmesidir; telkin ise doğrudan nasihat ile gerçekleşir. Ancak burada taklidin etkisi, telkine oranla çok daha yüksektir.² Bu nedenle çocuğun içinde bulunduğu ortamın ve çevresindeki bireylerin davranışlarının, onun karakter gelişimi üzerinde derin izler bıraktığı açıktır.

Ev Ortamı Nasıl Olmalı?

Ev ortamı, çocuğun bağımsız hareket edebileceği ve güvenli bir şekilde keşif yapabileceği bir şekilde düzenlenmelidir. Aşağıdaki temel ilkeler, çocuğun gelişimini destekleyen bir ev ortamı oluşturmak açısından önemlidir:

  • Boyuna Uygun Eşya Düzeni: Çocuğun erişebileceği yükseklikte masa, sandalye ve açık raf sistemleri, onun bağımsız hareketini destekler. Oyuncaklar, kıyafetler, tarak gibi eşyalar, kolayca ulaşabileceği yerlerde olmalıdır.

  • Bağımsızlık Alanı Tanımak: Sürekli su isteyen bir çocuğa her defasında su vermek yerine, kendi suyunu doldurabileceği bir düzenleme yapmak hem sorumluluk duygusunu hem de özgüveni destekler.

  • Oyun ve Aktivite Erişimi: Oyuncakların türüne göre şeffaf kutulara ayrılıp açık raflara yerleştirilmesi, çocuğun seçim yapmasını kolaylaştırır. Bu sistem aynı zamanda dağınıklığı da azaltır.

  • Eşyaların Amacına Uygun Kullanımı: Her şeyin belli bir yeri olduğunda, çocuklar eşya ve yer ilişkisini kolayca öğrenir. Bu da onların düzen algısını pekiştirir.

  • İlgisiz Malzemelerin Ortadan Kaldırılması: Artık ilgi göstermediği materyallerin ortamdan kaldırılması, dikkat dağınıklığını engeller.

  • Estetik, Sade ve Fonksiyonel Bir Ortam: Çocuğun zarar vermesinden çekinilen eşyalar, “dokunma, kırarsın” gibi sürekli uyarı alanları oluşturmaktansa, ortamdan kaldırılmalı ve çocuk için uygun, güvenli objelerle değiştirilmelidir.

 

ÇOCUKLAR İÇİN ALÇAK RAFLAR

 

 

Ebeveynin Rolü ve Model Olma Gücü

Çocukların düzeni koruma konusunda bizimle aynı motivasyonlara sahip olmadıkları unutulmamalıdır. Onlara büyüklerin kullandığı kalıplarla seslenmek (örneğin “Aslan yattığı yerden belli olur!”) pek etkili olmayacaktır. Bunun yerine çocuklar, düzenli olmayı gözlem yoluyla, yani taklit ederek öğrenirler. Anne-babasını sofra hazırlarken izleyen çocuk da aynı şekilde bir katkıda bulunmak isteyebilir. Bu nedenle, çocuğa yapmaması gerekenleri söylemek yerine, nasıl yapabileceğini göstermek çok daha öğretici olur.

Bu mevzuda Süleyman Hilmi Tunahan(k.s.) ‘ un talebelerine yaptığı şu nasihati hatırlamak yerinde olur :

Bir işi, birkaç kere tarif etmektense bir kere tatbik etmek, daha tesirli olur ; Oğlum, bardak şöyle dolar böyle tutulur, su şöyle verilir, diye tariften ziyade, bir defa tatbik ederek göstermek, daha tesirlidir.

Ayrıca, çocuklar bir beceriyi öğrenene kadar tekrar tekrar yapmaktan sıkılmazlar. Aynı masalı defalarca dinlemek ya da aynı çizgi filmi defalarca izlemek gibi, bir eşyayı hep aynı yerde görmek de onların beyin gelişimi açısından tutarlılık sağlar. Bu yüzden eğer çocuğunuz eşyaları yerine koymuyorsa ya da dağıttığı oyuncakları toplamak istemiyorsa, önce kendi düzen alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekebilir.

Sonuç

Çocukların düzen ihtiyacı, onların gelişen beyninin doğal bir yansımasıdır. Bu ihtiyaç göz ardı edildiğinde ya da yanlış yorumlandığında çocukta huzursuzluk, öfke nöbetleri ve davranışsal sorunlar görülebilir. Oysa çocuğun yaşına, gelişim evresine ve bireysel ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmiş bir çevre, hem onun içsel düzenini hem de dışsal uyumunu destekler. Ebeveynin bu süreçte çocuğun ihtiyaçlarını gözlemleyerek ve ona model olarak katkı sağlaması, sağlıklı bireyler yetiştirme yolunda atılacak en önemli adımlardan biridir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top