Çocuklara Paylaşmayı Öğretmek: Zorlamak Yerine Anlamasını Sağlamak
Paylaşmak, sosyal yaşamın temel taşlarından biridir. Ancak çoğu zaman çocuklardan bu beceriyi çok erken yaşta, hazır olmadıkları bir dönemde bekleriz. “Oyuncağını paylaşmalısın” cümlesi iyi niyetlidir ama paylaşma davranışını gerçekten öğretmez. Çünkü paylaşmak, doğuştan gelen bir özellik değil; zamanla, deneyimle ve doğru rehberlikle gelişen bir sosyal beceridir.
Paylaşma Neden Çocuklar İçin Zordur?
Özellikle küçük çocuklar için “benim” kavramı çok güçlüdür. Bir oyuncak, yalnızca bir nesne değil; güvenin, aidiyetin ve kontrol duygusunun bir parçasıdır. Bu nedenle paylaşmak, çocuk için kaybetmek gibi algılanabilir.
Yaşlara göre paylaşma becerisi kısaca şöyle gelişir:
-
2–3 yaş: Paylaşmak istememek çok normaldir.
-
4–5 yaş: Kısa süreli ve yönlendirmeyle paylaşabilir.
-
6 yaş ve sonrası: Sosyal kuralları daha iyi anlar, gönüllü paylaşma artar.
Bu süreçte zorlamak, paylaşma isteğini artırmak yerine direnci güçlendirebilir.
Paylaşmayı Zorlamak Neden İşe Yaramaz?
Bir çocuğu oyuncağını vermeye zorladığımızda:
-
Kendi sınırlarının ihlal edildiğini hisseder
-
Paylaşmayı bir ceza gibi algılayabilir
-
İlerleyen yaşlarda paylaşmaktan kaçınabilir
Gerçek paylaşma; korkudan değil, anlayarak ve isteyerek yapılır.
Çocuklara Paylaşmayı Nasıl Öğretebiliriz?
1. Önce Sahip Olmasına İzin Verin
Çocuk, bir şeye gerçekten sahip olduğunu hissetmeden onu paylaşamaz. Kendi oyuncağı, kendi alanı, kendi zamanı olmalıdır.
2. Model Olun
Çocuklar söylenenleri değil, gördüklerini yapar. Günlük hayatta:
-
“Bunu seninle paylaşabilirim”
-
“Sıranı beklediğin için teşekkür ederim”
gibi cümleler güçlü örneklerdir.
3. Alternatifler Sunun
“Paylaşmak zorundasın” yerine:
-
“İstersen biraz sonra verebilirsin”
-
“Başka bir oyuncakla oynamak ister misin?”
gibi seçenekler sunmak, çocuğun kontrol duygusunu korur.
4. Duygularını Adlandırın
“Bu senin oyuncağın ve vermek istememen normal. Hazır olduğunda paylaşabilirsin.”
Bu cümle, hem sınırı hem değeri birlikte öğretir.
Evde Uygulanabilecek Basit Bir Paylaşma Etkinliği
Ortak Kutu Etkinliği
-
Evde “ortak oyuncaklar” için bir kutu belirleyin.
-
Bu kutuya koyulan oyuncakların herkes tarafından kullanılabileceğini açıklayın.
-
Zamanla çocuk, paylaşmayı güvenli bir alanda deneyimler.
Unutmayalım
Paylaşmak; fedakârlık değil, karşılıklılık öğrenmektir.
Bir çocuk paylaşmayı öğreniyorsa, önce:
-
Anlaşıldığını
-
Güvende olduğunu
-
Zorlanmadığını
hissetmelidir.
Gerçek sosyal değerler, baskıyla değil; ilişki içinde gelişir.
Anaokulu dönemindeki çocuklar paylaşmakta zorlanıyorsa, bu çoğu zaman “bencillik”ten değil; zaman ve aidiyet kavramlarının henüz gelişmemiş olmasından kaynaklanır. Küçük bir çocuk için “sonra geri alacaksın” cümlesi soyut bir ifadedir. Çünkü sonra kavramı onun zihninde net değildir.
Bu nedenle çocuk, oyuncağını verdiği anda onu tamamen kaybettiğini düşünebilir. O oyuncak artık yoktur, geri dönmeyecektir. Bu algı, çocukta kaygı ve güvensizlik oluşturur. Böyle bir durumda paylaşmayı beklemek, çocuğun duygusal kapasitesinin üzerinde bir beklenti olabilir.
Aynı şekilde aidiyet duygusu da henüz gelişme aşamasındadır. “Bu benim ama birazdan yine benim olacak” düşüncesi, zaman algısıyla birlikte gelişir. Zaman algısı netleşmeden sağlıklı bir paylaşma davranışı beklemek zorlayıcı olabilir.
Takas Yapmak Neden Çok Etkilidir?
Bu noktada takas, küçük yaş çocukları için paylaşmayı öğrenmenin en doğal yollarından biridir. Çünkü takas sırasında:
-
İki çocuğun da elinde oynayacak bir şey olur
-
“Kaybetme” duygusu oluşmaz
-
Paylaşma, boşluk ve eksiklik değil, denge üzerinden öğrenilir
Örneğin: Farzedelim ki oyuncak gününde öğrencilerinizden biri getirdiği oyuncağını arkadaşına vermek istemiyor, bu benim diye diye bağırıyor. Diğeri de almak istiyor, çünkü merak ediyor. Ne yapmalı?
Öncelikle sakin ve barışçıl bir şekilde çocukların yakınına çöküp ” Ahmet biliyorum sen bunu vermek istemiyorsun ama Mehmet de oyuncağını çok merak ediyor. Belki sen ona tavşanını verirsen o da sana arabasını verir, ne dersiniz? O tavşan yine senin tavşanın ama bir süreliğine oyuncaklarınızı değişebilirsiniz, böylece paylaşmış olursunuz.” denilebilir.
Bu yaklaşım, çocuğa şunu hissettirir:
“Bir şey verirken aynı anda bir şeye sahip olmaya devam ediyorum.”
Bu da paylaşmayı tehdit değil, güvenli bir deneyim hâline getirir.
Paylaşma Bir Anda Değil, Aşamalarla Öğrenilir
Önce:
-
Sahip olmayı,
-
Sonra değiş tokuşu,
-
En sonunda gönüllü paylaşmayı öğrenirler.
Bu sıralama bozulduğunda, paylaşma bir değer değil; zorunluluk gibi algılanabilir.



