kuyudaki köpek hikaye kapağı

KUYUDAKİ KÖPEK

KUYUDAKİ KÖPEK

 

Yemyeşil ağaçların süslediği ülkelerin birinde uzun ve kıvırcık tüylü bir köpek varmış. Öyle güzelmiş ki herkes ona hayranlıkla bakarmış. Köpek güzelmiş güzel olmasına ama vazgeçemediği bir huyu varmış.

Bizim köpekçik, her köpek gibi kemiklere hayranmış ama onun hayranlığı bir başkaymış. Kemiklerini etrafındakilerle paylaşmadığı gibi kendisi de bir gün olsun yemez, varsa yoksa kemikleri toplayıp evde biriktirirmiş.

Karnı açlıktan guruldarken bile biriktirdiği kemikleri hayranlıkla izlediği olurmuş. İzlermiş ama kemiklerden küçük bir ısırık almayı bile aklına getirmezmiş.

Günlerden bir gün köpekçik, gününü kemik toplayarak geçirmiş. Çalışkanlığı ve azmi, karıncayı gölgede bırakacak cinstenmiş. Köpekçik canla başla kemik toplarken güneşin ne ara battığını, havanın ne zaman karardığını anlamamış. İşte o an ne kadar da susadığını fark etmiş. Kana kana su içmek için çeşme aramaya başlamış. Uzun bir müddet aramış ama burası öyle bir yermiş ki ne çeşme varmış ne de akan bir dere!

Köpekçik, yürüyormuş fakat hem açlık hem susuzluktan iyice bitkin düşmüş. Hala da sırtında taşıdığı kemiklerden bir tanecik yemek, aklının ucundan geçmiyormuş.

Adım adım ilerlerken uzaklarda bir karaltı gözüne çarpmış. Yaklaşınca bir de bakmış ki gördüğü, su kuyusundan başka bir şey değil.

Sevinçle kuyuya koşmuş, son gücünü de bu yolda harcamış.

Kuyunun başına gelince suya bakmış ama bir tuhaflık varmış. Karşısında kendisine çok benzeyen bir köpekdaha duruyormuş.Üstelik ağzında da kocaman bir kemik varmış. Bizim şaşkın köpekçik, o anda suyu unutmuş. Karşısındaki köpeğin ağzındaki kemikten başka bir şeyi düşünemez olmuş.

Karşısındaki köpekten kemiği istemeyi aklına koymuş. ”Sonuçta bir kemik, bir kemiktir. Günde bir kemik, haftada yedi kemik, ayda otuz kemik, yılda üç yüz altmış beş kemik…” diye bitmez tükenmez hesaplar yapmaya başlamış.

On yılda ne kadar kemik olacağını da hesaplayınca nihayet ağzını açmış.

-Affedersiniz, acaba kemiğinizi benimle paylaşır mısınız, diyecekmiş ki ağzını açar açmaz, kemiği ”Cup!” diye kuyunun içine düşüvermiş.

Köpekçik öylece durur mu! Hiç düşünmeden düşürdüğü kemiğin arkasından atlamış. Bir anda kendini kuyunun dibinde bulmuş. Patilerini aşağı yukarı sallayarak suyun yüzeyine çıkmayı başarmış. Fakat yine de kuyudan çıkacak kadar yüksekte değilmiş.

Uzun kıvırcık tüyleri sırılsıklam olunca kendine gülmeden edememiş. Sudaki köpeğin kendi yansıması olduğunu anlaması uzun sürmemiş. ”Bir de masaldaki kargaya gülüyorum. Ağzını açıp peynirini düşürmesi çok komik geliyordu. Şimdi kargadan farkım kalmadı. Hem benim halim kargadan da tuhaf, bir kemiğim daha olsun derken elimdekini de kaybettim. Keşke elimdekiyle yetinseydim. Hem bu kuyudan nasıl çıkacağım şimdi?” diye kendi kendine konuşmaya başlamış.

Minik köpekçik kendine güledursun, gülücükler yerini üzüntüye ve pişmanlığa bırakıyormuş. Çünkü bu dipsiz kuyudan tek başına çıkmasına imkan yokmuş.

”Hayatım boyunca kimseye yardım etmedim. Şimdi kimden yardım isteyebilirim. Ömür boyu burada kalacağım!” diye çok üzülmüş.

Şimdi aklında kemiğin ”k” si bile yokmuş. Derken:

-Heeey, orada biri mi var? Bu ses de nerden geliyor, demiş biri.

Bu ses, köpekçiğe çok tanıdık geliyormuş. Köpekçik:

– B-b-ben buradayım, kuyuya düştüm, demiş.

Sesi kuyudan büyüyerek çıkıyormuş. Tanıdık sesin sahibi, kuyuya uzun ve kalın bir ip sarkıtmış. Bir, iki, üç deyince köpekçiği dışarı çekivermiş. Köpekçik bir de bakmış ki kendisini kurtaran, karşı komşusundan başkası değil! Mahcup bir şekilde komşusuna teşekkür etmiş. Bugüne kadar bir selam bile vermekten çekindiği komşusunun onun için bu kadar zahmete girmesi, onu çok duygulandırmış.

Beni kurtardığın için çok teşekkür ederim. Bugüne kadar ben kimseye yardım etmedim. Yardım etmenin bu kadar önemli olduğunu kuyuya düşene kadar bilmiyordum, demiş.

Komşusunu evine davet etmiş. Evinde ağırladığı ilk misafir de böylece komşusu olmuş. O günden sonra, evine diğer komşularını da davet etmiş, yeni arkadaşlar edinmiş.

Köpekçiği en çok şaşırtan şey de ne kadar kemik paylaşırsa paylaşsın, kemiklerin azalmamasıymış. Kemikler arttıkça artıyormuş. Ayrıca her gün, kuyudaki köpekçiğe teşekkür ediyormuş.

 

Kaynak: Bir Acayip Kelile ve Dimne

Kitap setini almak istersen buraya tık tık.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top